Çocuklarda Edinilmiş Bilgi Nedir? Pedagojik Araştırma

Çocuklarda Edinilmiş Bilgi Nedir? Pedagojik Araştırma

Pedagoji ye dair ilk bilgiler bize öğrenmenin zihinsel bir faaliyet olduğundan bahsediyordu. Beyindeki nöronlar birer bilgi deposu olarak iş görüyor insan yaşamın her anını kayıt altına alıyordu. Beynin hayranlık uyandıran bu yapısı bir süre sonra eğitimcilerin de ilgisini çekti. Onlar bir yandan beyni daha iyi çalışan Zeki çocukların peşine düştükleri gibi; diğer yandan da zekanın nasıl geliştirilebileceğini araştırmaya başladılar ve yapılan çalışmalar gösterdi ki beyine birtakım uyaranlar verildiğinde dikkat artıyordu

 

   Bu uyaranlar arasında en güçlüsü “kaygı” idi. Kişiye belli düzeylerde kaygılar yaşattıkça bireyin dikkati artıyor, artan dikkat öğrenilecek bilge yoğunlaşmayı sağlıyor, yoğunlaşılan bilgi kolaylıkla öğreniyordu. Bu bulgularla okullarda öğrencilerin başarısının artırılmasına kaygı oluşturma etkin bir şekilde kullanılmaya başladı öğrenciye belli düzeylerde kaygı yaşadıkça performansın arttığı,derslere daha dikkat edildiği somut verilerle ortaya çıkmaya başladı. Dersini yapmamış öğrenciye ceza vermek onda arkadaşlarının arasında küçük düşme kaygısını oluşturuyor, bu kaygı öğrencinin bir daha ki sefere ödevini tam getirmesini sağladığı gibi sınıftaki diğer öğrenciler üzerinde de benzer durum yaşamamak kaygısı meydana getiriyordu. Böylesi bir tutumu takip eden eğiticilerin sınıfında başarı düzeyinin arttığı görüldü.

Ancak bir süre sonra enteresan bir gerçek ortaya çıktı. kaygı ile öğrenilen bilgiler içselleşiyor aksine kaygı bittiğinde bilgiler silinip gidiyordu. Sanki bir virüs gizlice beyine giriyor nöronlara ulaşıyor ve kaygılı bilgileri siliyordu. Buna göre öğrenmenin sadece zihinsel bir eylem olmadığı, öğrenme işleminde ruhunda rol aldığı görüldü .Aslında beyin sanki geçici bir depo gibi çalışıyor; Bu Depodaki bilgilere bir süre sonra insan ruhu uzanıyor kendi yapısına zarar vermeyecek olanları oradan alıyor üzerine giydiriyor ve böylece bilgi içselleşiyordu. Bilgi artık kişinin kendi unutulmaz bir yapıya bürünüyor du; ancak kaygılı elde edilmiş bilgiyi ruh kendi üzerine giydirmiyor kaygılı bilgiler kullanılmıyordu. Kaygılı öğrenilen bilgiyi geçici olarak işe yarasa da kişi bu bilgileri içselleştirmiyor, kendini malı olarak kabul edemiyordu. Ruhun zihinden elde ettiği bilgileri artık biz öğrenilmiş bilgi değil edinilmiş bilgi diyoruz edinme ruhun öğrenmesi ruhun bilgiyi kendi bütünüyle dahil etmesidir. Böylece edinilmiş bilgiler ruh sağlığı kaybı olmadığı sürece unutulması neredeyse imkansız hale dönüşmüş olur .

Kaan Yiğit

Bir Kız babası iyi bir eş devamlı kendini geliştiren bir baba

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir